|
Evlenen bir çiftin ilk gecede gerdeğe
girmesine "zifaf" denir. Zifaf gecesi nasıl davranması gerektiğini bilmeyen pek
çok genç erkek ve genç kız bulunduğunu sık sık duyuyoruz. Bu gençler zifaf
gecesine bir öcü gibi bakıyor ve geceyi nasıl geçireceklerinin şaşkınlığı
altında adeta ecel terleri döküyorlar.
Oysa zifaf gecesi korkulması değil, sevinçle değerlendirilmesi gereken bir
gecedir. İnsan, bilmediğinden korkar. Bilmedikleri konular hakkında yeterli
bilgi edinirse korkusu kalmaz. Evlilik yaşamı boyunca o gecenin anıları
belleklerimizden silinmeyecek güzel izler bırakabilir. Yeter ki o gece nasıl
davranılması gerektiği konusunda bilgi sahibi olalım.
Biz bu bölümde gençlerimizin ve genç kızlarımızın gereksinim duydukları
bilgileri ayrıntılarıyla vermeye çalışacağız.
Pek çok çift için bu gece, aile yaşamının en önemli günüdür. Eşler birbirlerine
karşı bu ilk gecede cinsel düzeyde de sevecen ve anlayışlı olurlarsa, mutlu bir
evlilik yaşamının temelini atmış olacaklardır.
Bu olayın bazen yanlış bilgiler nedeniyle fazla büyütülmesi veya bu konuda bilgi
sahibi olmama, erkeği ve genç kızı heyecanlandırmakta, mutluluğu tatmak yerine
çevresinin beklentilerinin ağırlığı altında ezilmektedir. Erkek erkekliğini, kız
da bakireliğini kanıtlamak durumundadır. Erkekte, başaramama korkusu, kızda da
cinsel ilişkiden aşırı acı duyacağı korkusu yaygındır. Bazı kesimde cinsel bilgi
edinemeyen genç çifte, düğün törenleri sırasında sağdıç ve yenge denen
yardımcıları tarafından ayrı ayrı cinsel bilgiler verilir.
Ülkemizde boşanmalar son 10 yılda iki misli artmıştır. Boşanma nedeni olarak
ileri sürülen şiddetli geçimsizliğe sebep olan önemli nedenlerden biri de:
cinsel uyuşmazlıklar ve cinsel sorunlardır. Yapılan araştırmalar ülkemizde
cinsel sorunların bilgi yetersizliğinden kaynaklanmakta olduğunu vurgular
niteliktedir.
Bazı kesimde evlenen gençler, cinsellik ile ilgili en sağlıklı bilgiyi sağdıç ve
yengeden almaktadır. Düğün gününe kadar ailesinden cinsellikle ilgili herhangi
bir bilgi alamayan gence, adeta düğün töreninin bir parçası olarak kısa ve öz
bir cinsel eğitim verilir. Evlilikte cinselliğin normal olduğu vurgulanır.
Yöresel geleneklere göre büyüklerin evlilik ile ilgili deneyim ve bilgileri
gençlere anlatılır. Bu bilgileri damada sağdıç, geline yenge verir. Düğün töreni
başlayınca sağdıç, damat veya babası veya damadın yakın kan akrabası olan evli
bir erkek tarafından seçilir. Sağdıcın mutlu bir aile kurmuş ve ailesine bağlı
olmasına özen gösterilir. Yenge ise, gelin veya annesi veya gelinin kan akrabası
olan evli bir kadın tarafından seçilir. Yengenin de mutlu bir evlilik yapmış ve
hoşgörülü olmasına özen gösterilir. Sağdıç, düğün boyunca damada, yenge de
geline zaman zaman evlilik, gerdek gecesi ve cinsellikle ilgili bilgiler
verirler.
Ülkemizdeki geleneğe göre, ister şehirde ister köyde olsun gerdek gecesi en
büyük rolü erkek üstlenir. Bekaretin bozulması fazla güç gerektirmez. Bu ilk
birleşme şiddetli ve zoraki bir davranış olmamalı, her iki eşe doyum
sağlamalıdır. Gerdek gecesinin izleri bütün bir evlilik veya yaşam boyu
unutulmayacağından, eşler yanlış davranış veya gereksiz kırıcı sözlerden
kaçınmalıdırlar.
Erkek eşine şefkatli ve nazik davranmalı, heyecanına sabırlı olmalıdır. Erkeğin
saldırgan davranışı veya bekareti şiddetle bozmaya kalkması, genç kızı cinsel
ilişkiden soğutur ve bundan sürekli kaçmasına neden olur.
Gerdek Gecesindeki Başarının Yolu; Cinsel Bilgidir:
Gerdek gecesi. İlk gece. Üstüne şarkılar, türküler söylenilmiş, romanlar
yazılmış, nice gencin yıllar yılı düşlerine girmiş olan konu! Kimi çiftler için
sanki cennete açılan bir kapı, bir murada eriş. Kimi gençler için anlatılmaz bir
kabus, bir utanç uçurumu, bir hayal kırıklığı, bir dehşet zindanı... Gerdek...
Bu gece hiç bir zaman küçümsenmemeli ve evlenen eşler ilk gece için bilgilenmeli
ve dikkatle hazırlanmalıdır.
Bir kadının evlilik hayatı boyunca cinsel soğukluk içinde kalması ya da erkeğin
bir iktidarsızlık haline düşmesinde, ilk gecedeki olayların kesin bir etkisi
olabilir. Onun için evlilik hayatının bu önemli safhasının nasıl geçirileceği ve
ilk cinsel ilişkide nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında doğru bilgilere
sahip olmak gerekir.
İlk Geceye Psikolojik Hazırlık:
Bazı genç kızlar açıkça korkuyorlar ilk geceden. Ve bu korkunun giderek
kendilerine egemen olmasından çekiniyorlar. İçlerinden bazıları var ki sırf bu
yüzden yemeden içmeden kesilirler. Kafalarını kurcalayan sorulara karşılık
bulamamanın üzüntüsü içinde ne yapacaklarını şaşırmış bir halleri olur. Kimisi,
"Acaba eşimi mutlu edebilecek miyim?" diye düşünür. Kimisi ise "Çok canım
yanacak mı?" diye sorar kendisine. Bunun gibi çeşitli sorular rahatsız eder
onları. Evet, haklılar. Aslında ilk gece çok önemli. Üzerinde durulduğu kadar
var. Ama bunun için paniğe kapılmamalı. Eğer bu konuda bilgi edinirseniz, bütün
evlilik hayatınızın mutlu geçmesini sağlıyacak anahtarı da elinize geçirmiş
olursunuz."
Günümüzde genç kızlarımızı saran ilk gece korkusuna, aslında bilgisizlikten
başka bir şey neden olmuyor.
Bazı genç erkekler, haram olmasına rağmen ilk cinsel ilişkilerini evlilikten
önce genelevlerinde yaşamaktadırlar. Oralarda ise, genç erkeklerin acemliğine
saygı duyulmadan bir an önce işini bitirip parasını almak isteyen kadın
tarafından genç erkekler hakaretlere uğramaktadırlar. Hatta bu hakaretler
karşısında cinsel birleşmeyi bile gerçekleştiremiyen, ereksiyona (penisin
sertleşmesine) geçemiyen erkekler olmaktadır. Tecrübe kazanmak isteyen genç,
ömür boyu cinsel ilişkiden, kadından soğumakta veya ereksiyona geçememek gibi
çeşitli sorunlarla karşılaşmaktadır. O yüzden Allah'ın nikahsız cinsel ilişkiyi
haram kılmasının hikmetlerinden biri de bu olsa gerek...
Genellikle genç kızlar, ilk cinsel ilişkiye, korkulacak bir olay gözüyle
bakarlar. Kızlık zarı denen şey nasıl bir nesnedir? Yırtılırken ne olur? Cinsel
ilişki sırasında, hele başlangıcında kendisi nasıl davranacaktır?
Doğrusu şu ki bu sırada yalnız genç kız değildir benzer korkuları taşıyan. Erkek
de çeşitli duygular içindedir. İşe nasıl başlamalı? Birdenbire mi, yavaş yavaş
mı hareket etmeli? Başaracak mıdır?
İşte bu durumlarda eşler birbirlerini tamamlamak ve birbirlerine yardım etmek
zorundadırlar. Çoğu zaman, erkeklerin bu konuda büyük sorumluluklar taşıdığı
söylenir, yazılır. Bir dereceye kadar doğru sayılabilir bu. Ama büsbütün de
doğru değildir. Çünkü sorumlu olan yalnız erkek değil, genç kızdır da. Yani
sorumlulukları eşit şekilde paylaşmaları... Bu yüzden genç kız, onun
sıkılganlığını arttıracak, sinirlerini bozacak, içindeki fırtınayı
şiddetiendirecek hareketlerden kaçınmalıdır. Eşe yardım etmek yalnız erkeğin
karısına değil, kadının da erkeğine karşı görevidir.
İlk birleşmede kadını en çok korkutan şey, kızlık zarıdır. Oysa ki bu son derece
basit bir problemdir... Çoğunlukla bu zar pek hafif bir acıma duygusu vererek
yırtılır. İnce ve esnek ise duyulan acı, belli belirsizdir. Kalın ise yırtılması
biraz daha zor ve ağrılı olur... o Ama bunu gözlerde fazla büyütmemek gerekir.
Kızlık zarının (< yırtılışı sırasında biraz kan da akar... Ancak bazı zar
şekillerinde bu kanın akmaması da mümkündür.
İlk gece ile ilgili güçlükler, yalnızca kızlık zarı ve bununla ilgili sorunlar
değildir elbette. Sinirsel gerginliği ile ilgili güçlükler, bunlardan çok daha
önemlidir.
Zifaf gecesinde cinsel ilişki dakikaları yaklaştıkça hem gelin, hem de güveyin
korku ve heyecandan ekseriya sinirleri gerilmeye başlar. Bu gerginliğin
doğurduğu bazı güçlükler vardır, şimdi bunları açıklıyalım:
Bir genç kız, böyle korku ve gerginlik içinde olduğu zaman vajinanın etrafındaki
kaslar gerilir ve bu nedenle vajina yolu diğer zamanlardakine oranla daha dar
bir hale gelir. Bundan başka, nasıl kalabalık bir halk önünde ilk defa nutuk
vermeye çıkan bir kimsenin heyecandan ağzı kurursa, aynı şekilde korku ve
heyecan içinde bulunan bir gelinin de vajina içi kurur ve kayganlaşmaz. Böyle
olunca, erkeğin cinsel organının içeri girmesi güçleşir.
Böyle durumlarda, kadın vajinasının ıslaklık ve kayganlığını, dışardan
kullanılacak bir vazelin ile sağlamak gerekir. Bunun için de en iyi çare erkeğin
organına boydan boya vazelin sürmesidir. Böylece penisin, vajinaya girmesi
kolaylaşmış olur. Çiftler, bu gergin halleri geçirip iyice yatışıncaya kadar
tatlı tatlı sohbet ederler ve beklerler. Heyecanları tamamen geçip ihtiraslı bir
arzu duydukları zaman tekrar aşka başlarlarsa, o zaman vajina çevresindeki
kaslar gevşer ve doğal şekilde salgıyla kendiliğinden kayganlaşır. Bu durumda
cinsel ilişki çok daha kolay ve rahat olur.
Genç kız, gerginlik ve heyecanının kolayca geçmiyeceğini tahmin ediyorsa, o
zaman bir sıcak su banyosu yapması çok yararlı olacaktır.
Erkeğe gelince, ilk cinsel ilişkinin heyecanı, kendisini geçici olarak başarısız
bırakabilir. Günlerden ve saatlerden beri bu dakikayı ve bu anı beklemiş, belki
son günler ve gecelerede karısıyla cinsel ilişkide bulunacağı bu anı düşünerek
üreme organlarını ve sinir merkezlerini fazlasıyla yormuştur. İşte gerek bu
heyecan, gerekse o yorgunluk neticesinde erkek, cinsel organının sertleşmediğini
görebilir. Kimi erkek bu durum karşısında dehşete düşer, şeref ve itibarinin
mahvolduğunu, karısının kendisini artık erkekten saymıyacağını düşünerek delice
bir acıya, üzüntüye kapılır. Hem kendini, hem karısını büyük bir zevkten yoksun
bıraktığı için sınırsız bir sıkıntı duyar.
Eğer bu durumda iken, kadını bilgisizce bir şey söyler ve anlayışsız davranırsa,
ağır ya da alaycı bir söz söylerse, erkeğin hayatı boyunca sürüp gidecek bir
şekilde incinmesine neden olabilir. Oysaki bu durumda olgun ve anlayışlı bir
kadının yapacağı tek şey, kocasına oldukça iyi davranmak, gönül alıcı şeyler
söylemek, işi şakaya vurmak ve bunun sırf, o ana özgü, geçici bir tutukluktan
geldiğini ve hiç bir öneminin olmadığını belirterek, onun kendine tekrar
güvenini kazanmasını sağlamaya çalışmaktır. Eğer kocasının tutukluğunun o akşam
geçmiyeceğini sezerse, kendisinden hiçbir talepte bulunmadan, ilk cinsel
birleşmelerini ertesi akşama bırakmak üzere, onu yatmaya ve rahat bir uyku
uyumaya davet etmelidir.
Aslında böyle bir duruma düşmeyi önlemek için eşler, daha zifaf odasına girer
girmez cinsel ilişkiye girişmekten kaçınmalıdırlar. İkisi de bir süre oturup
dinlenmeli, sohbet etmeli, hafif okşayış ve öpüşmelerle birbirlerine alışmalı ve
ürkeklikleri gitmelidir. Ne zaman arzu ve ihtiraslarının adamakıllı uyandığını
hissederlerse, o zaman yatağa girmelidirler. Eğer vücut ve sinirleri adamakıllı
yorgunsa, bu yüzden içlerinde gerçek bir arzu duymuyorlarsa, ilk cinsel
birleşmeyi ertesi akşama bırakmak en iyi yoldur. Ayrıca şu da hatırlanmalı ki
eşlerden biri isteksiz iken yapılan cinsel ilişki hiç de zevk verici ve tatmin
edici olamaz.
Eşler, birbirlerine sakin olmaları konusunda telkinde bulunmalı ve birbirlerine
moral ve güven vermeli. Birlikte karşılıklı sevgi ve anlayışla, birbirlerine
yardımcı olacakları konusunda söz verdikten sonra önsevişmeye başlamalılar.
Kızlık zarının çeşitleri hakkında bilgisiz bazı erkeklerin, kızlık zarının sert
olduğu zanni ile normal cinsel birleşmede kızlık zarını yırtamıyacakları korkusu
ile parmakla veya başka şeyler sokarak kızlık zarını yırtmaya kalkıştıkları
duyulmaktadır. Asla böyle şeylere gerek duyulmamalıdır. Penisi sertleşen her
erkek bu işi rahatlıkla ve kolayca başarabilir. Aynı şekilde genç kızlara da
kızlık zarının yırtılması esnasında çok acı çekileceği korkusu
yerleştirilmektedir. Bu bölümde detaylıca izah edileceği gibi, gerdek gecesinde
yeteri kadar fiziksel ve ruhsal uyarı ve ön sevişme yapılırsa, kız cinsel
birleşmeye güzelce psikolojik olarak hazırlanırsa, aşk heyecanı esnasında hiç
proplemsiz ve acısız bu iş başarılabilir. Toplu iğenin ucunun batması kadar veya
soğan zarının yırtılması kadar kolay ve habersiz bile olabilir.
Gerdekte Cinsellikten Önce Sevgi ve Aşka Önem Verilmeli:
Kadın, seks için seks yapmaz, aşk için seks yapar, erkek ise seks için seks
yapabilir.
Sevgisiz cinsel ilişki, kadın için bir işkencedir. Oysa erkek yapısı
bambaşkadır. Kimi erkek için aşk başka konu, cinsel ilişki başka konudur. Hiç
sevmediği bir kadınla da cinsel doyum uğruna yatabilir. Kadının durumu ise
farklıdır.
Erkek her şeyden önce kadın vücudu ile kadın ruhunu iyi tanımalıdır. Kadınlar
belirli bir dış etki olmadan cinsel yönden fazla uyanmazlar. Bu bakımdan erkek,
önce ön sevişme ile ise başlamalı, eşinde az çok bir uyanış gördükten sonra
yaklaşmalıdır. Bu sırada sözden çok nazik, şefkatli ve sevgi dolu hareketleri
ile kadını kazanmaya çalışmalıdır. Kadınların vücuduna yaklaşmadan önce onların
ruhlarına varabilmek çok önemlidir.
Bir örnek verelim. Erkek, kendisine öldüresiye düşman olduğunu bildiği, ama
cinsel yönden çekici bulduğu bir kadını imkan bulursa kollarının arasına alır,
öper, okşar ve arzularını bu kadının üzerinden tatmin eder. Hatta yakın
zamanlara gelinceye kadar savaş sonunda işgal edilen ülkelerin kadınları düşman
askerleri için cinsel bir av olarak görülüyordu. Erkek öldürme tehdidi ile
arzularına boyun eğen bir kadından bile zevk alabilir. Bu onun ruhsal yapısının
tabii bir halidir. Ama kadın için böyle değildir. Kadın ancak beğendiği,
hoşlandığı erkekle birleştiği zaman gerçek orgazma varabilir.
Genç kızın ilk birleşmede orgazm'a ulaşmasını da beklememelidir. Kadınlar
evliliklerinin ilk günlerinde cinsel yaklaşmayı genellikle bir görev duygusu
içinde yaparlar. Erkek, eşinin soğukluğundan korkmamalıdır. Bu durum geçicidir.
Kadınların çoğunluğu uzun bir süre sonra cinsel zevke ulaşırlar. Ancak burada
dikkat edilecek bir özellik daha vardır. Bir çok kadın haksız yere soğuklukla
itham edilirler. Soğuk kadın demek hasta kadın demektir. Vücutça ve ruhça
sağlıklı olan bir kadının cinsel ilişkiye karşı soğuk olacağı düşünülemez. Erkek
önce kabahatin kendisinde olup olmadığını araştırmalı ancak ondan sonradır ki,
karısından şikayetçi olmalıdır.
Gerdekte Damadın Heyecanı:
Bir çok damatlar da gerdek gecesinde gelinler kadar heyecanlıdırlar. Bu onların
deneyimsizliklerinden gelir belki de. Belki de sevdikleri, saydıkları, eş olarak
aldıkları kadına ilk olarak bu kadar yaklaşmanın verdiği heyecandan ileri gelir.
Büyük bir heyecan hatta utangaçlığa kapılabilir.
Gerdekte Geline Düşen Görev:
Gelin bu konuda yumuşak, yatkın, şefkatli ve anlayışlı davranarak damada
yardımcı olmalıdır. Yoksa damat gelinin kızlık zarını yırtacak kudrette bir
ereksiyon (penis dikliği) bile sağlayamaz. Bu da ona dayanılmaz bir aşağılık
kompleksi verir. Başarısızlığına tanık olan yeni karısını bir daha görmek
istemeyebilir. Ondan kaçmak isteği, yeni evliliği daha ilk geceden sarsar.
Kızlığın Giderilmesi:
Kızlık zarının bilimsel adı hmen'dir. Birleşme olduğu halde eşinden kan
akmadığını gören erkek hemen onun namusundan şüphe edebilir. Çoğu kez eşini
babasının evine yollar daha da kötüsü cinayete bile sürüklenebilir. Erkeğin
kesin bir karara varmadan hele eşine hiçbir şekilde hiddet göstermeden durumu
bir doktorla konuşması en uygun yoldur. Çünkü yarı bakire denilen kadınlar
vardır. Bu tip kadınlarda penis, zar'ı yırtmadan vajinaya girebilir. Çünkü zarın
şekli çok değişiktir, ortası tamamen açıktır. Bu gibi kadınlarda bir doktor
müdahalesi olmazsa doğuma kadar bakirelikleri devam edebilir. Ayrıca vajina
girişi geniş, zarları dar ve fazla elastik olanlarda sayısız birleşmelere rağmen
kanama görülmez.
Gerdek Gecesi Yanlışları ve Hurafeleri:
* Cinsel deneyimsiz gençler için gerdek gecesi bazen çevresi tarafından stres
haline getirilmektedir. Oysa gençler düğün hazırlıklarının son günleri zaten
yorgun haldedirler, uykusuzdurlar, bilgi eksikliği nedeniyle bir takım
kuruntuları, endişe ve korkuları olabilir.
* İlk geceye böyle stresle giren çifte bu ilk cinsel ilişkiden çok fazla şey
beklememesinin uygun olacağı söylenmelidir. Heyecan ve aşırı yorgunluk gibi
haller cinsel yaşamı etkileyen olgulardır. Bu nedenle ilk gece genç kızın veya
erkeğin ilişkiden kaçınması çok sık görünen bir durumdur. Çitf karşılıklı olarak
anlayış göstermelidir. Sıkılganlık ve heyecanla cinsel ilişkiden kaçınan genç
kızı eşi zorla ilk gece cinsel birleşmeye zorlamamalıdır. Aynı şekilde heyecan
ve aşırı yorgunluk nedeniyle erkeğin hiçbir girişimde bulunamaması da olağandır.
Böyle durumlarda gelin de akılcı olmalı ve esinin erkekliği ile ilgili gurur
kırıcı davranış ve sözlerden kaçınmalıdır.
Kanlı Çarşaf Rezaleti:
İslamî kültürden uzak bazı bölgelerde çok kötü bir gelenek vardır. Damatla gelin
gerdeğe girdikleri zaman dışarda kız ve erkek tarafından sonucu öğrenmek üzere
yengeler bekletilir. Kız için de, erkek için de bundan daha çirkin bundan daha
iğrenç bir şey düşünülemez!
* İslamî açıdan da karı-koca arasında gizli kalması gereken ve başkalarına
antatılması, gösterilmesi haram olan kanlı çarşaf olayı, genç evlilerin bir ömür
boyu çekecekleri utanç ve ızdıraplara vesile olmaktadır. Kapıda kanlı çarşaf
bekleyen namus bekçileri (!), gençleri aceleye sevketmekte ve huzursuz
etmektedirler. İleride genişçe izah edeceğimiz, gerdek gecesinde cinsel
ilişkiden önce yapılması gereken sohbet, ön sevişme gibi eşleri birbirine
yaklaştırıcı davranışların yapılmasına zaman bırakmamaktadırlar. Acelecilik ve
beklenilme tedirginliği, gençleri psikolojik baskı altına almakta ve kolay iş
zorlaşmakta ve acelecilikten dolayı başarısızlıkla sonuçlanabilmektedir.
Başarı gösteremiyen erkek utançtan yerin dibine geçer... Ne yazık ki...
Kedinin ciğer beklediği gibi, kapı önünde kanlı çarşaf beklemek, bekleyenin ve
bekletenin en büyük ayıbıdır. Bir ömür boyu bu cahilliğin utancını nasıl
yaşarlar?!
Ama kurtuluş yoktur. Ertesi gece kapıda yine nöbetçiler bekler. Bu şekilde utanç
yüzünden eşini öldüren ya da intihar eden erkekler görülmüştür. Diğer taraftan
cinsel birleşmeye karşın beklenen kanı görmeyen erkek, genellikle kapıda
bekliyenlerden çekinerek yalnız kendilerini ilgilendiren bir meseleyi aralarında
halletmek imkanından yoksun bulunduğu için günahsız karısını kovar. Tıbbî
araştırmalar yapmadan namuslu kadına iftira atan ve açıkça zina ile suçlayan
erkek, tıbbî araştırma sonucunda gelin kız çıkarsa (İslam Hukukuna göre) iftira
cezası olan 80 sopayı hak eder.
Bütün bunlar göz önüne getirilecek olursa, erkeğin de kadının da çevrenin de ilk
gece çok dikkatli ve anlayışlı olmaları gerekir.
Gençler, anneler ve babalar! Sakın bu ahlaksız davranışa kalkışmayın ve izin de
vermeyin.
* Böyle bir baskı ve kontrol altındaki cinsel ilişkiden beklenen netice
alınamayınca, gelin, damat ve diğer akrabalar arasında üzücü ve kırıcı olaylar
ve lüzumsuz kavgalar meydana gelmektedir.
Sevgili Peygamberimizin eşler arasındaki cinsel konuların açıklanmaması
hakkındaki emirlerinden birisi de şöyledir:
"Kıyamet günü Allah katında insanların en şerlilerinden biri de eşiyle sevişip
ilişkide bulunduktan sonra, aile sırrını (cinsel davranış özelliklerini) açığa
vurandır." (Müslim, Nikah:2, Nn:1437.)
* Diğer önemli bir konu da cinsel birleşmeye rağmen kızdan kan gelmemesidir.
Kızlık zarı başlığı altında bu konuya oldukça geniş yer verdim. Burada tekrar
belirtmekte fayda olduğu kanısındayım. Bazı kızlık zarları fazla dar değildir
veya elastikidir ve kamışın rahatça girip çıkmasına rağmen yırtılma olmayabilir.
Ender olarak bu gibi durumların görüldüğünü unutmamalıyız. Yanlış değerlendirme
yapmamak için ve mahkemede sonuçlanan bir adli olay meydana getirmemek için
tarafların olayı büyütmeden, bir hastanenin Kadın Hastalıkları ve Doğum
Kliniğine başvurarak kızlık zarı muayenesi yaptırmaları uygun olur. Bu şekilde
gerçek ortaya çıkar ve genç kız masumsa, hayatı boyu çekeceği suçlamalardan
kurtulmuş olur.
Netice olarak; gerdek gecesinin mahremiyeti gelin ve damat arasında kalmalıdır.
Kanlı çarşaf gibi yanlış ve İslam dışı örfler kaldırılmalıdır. Lüzum görülürse,
gereken kontrolü damat kendisi yaptırmalı ve işi büyütmeden halletmelidir. Kız,
sağlam ve temiz çıktığı zaman bir ömür boyu karısına karşı mahcup olmaması
açısından erkek, işi gürültüye ve yaygaraya vermeden karşılıklı konuşarak
birbirlerine şüphe ile bakmadan, nezaket ve saygılarını bozmadan uzman doktora
birlikte gidip işi tatlılıkla halletmeleri daha uygundur.
* İlk gece hakkında bir başka yanlış kültür de "Erkek ne kadar sert olursa,
karısını ne kadar fazla korkutursa, bu korku ömür boyu itaati gerektirirmiş!"
Kadın, kocasına iki şekilde saygı duyar. Birisi, kocasından çok korkan ve nefret
eden bir kadın. Aslında kocasını hiç sevmez, zerre kadar da saygı duymaz. Fakat
zülmünden korkusuna saygılı gibi görünür. Cahil ve kişiliksiz koca da birileri
tarafından saygı görememenin sıkıntısını karısının saygısıyla giderir.
Başkalarının yanında karısına bağırmanın "erkeklik" tadına varır. Tıpkı,
karısına bir tek sözü geçmeyen bazı komutanların, askerinin kendi karşısında put
gibi durduğunu yine bir vesile ile karısına göstermesi gibi. Cahil, kişiliksiz
ve kompleksli koca da karısının kendisinden nasıl korktuğunu başkalarına
gösterme gayretindedir.
İlk gece bilhassa erkeğin en fazla nazik olması gerektiğini, sevgi kanatlarını
en sonuna kadar açması gerektiğini, morallerin en yüksek derecede olması
gerektiğini bilmeyen veya yanlış anlayan bir kısım da, ilk gecede erkeklik
gösterisine kalkışmaktadır. Veya böyle tavsiyeler almaktadır.
Saygı, korku ile kazanılmaz, sevgi ile kazanılır. Sevgi ile kazanılan saygı,
insanı mutlu edenidir.
* Toplumumuzda dikkat edilmeyen konulardan biri de; düğün günü gelin ile damadın
psikolojilerine hiç dikkat edilmeden, onların üzüleceklerine dikkat edilmeden
aileler arasında ufak tefek bazı meseleler yüzünden tartışmalar yapılmaktadır.
Bundan da gelin ile damadın moralleri bozulmakta ve ilk gecede birbirlerine
duyacakları mahcubiyet, cinsel hayatlarına etki etmekte ve mutluluk, mutsuzluğa
dönüşmektedir. İlk gecede yaşanan bu olumsuzluk, bir ömür boyu sürmektedir.
Kısacası, ilk gecede korku, üzüntü ve buna benzer şeyler çok yanlıştır. İnsanlık
dışıdır. Genç evlileri başarısızlığa itmektedir.
* İlk gece hurafeleri bitmez. Eşik altına sabun konmaktadır. İlk çocuk erkek
olsun diye.
Halbuki erkek evlat isteyip de kız çocuğunu istemeyenler için Allah'ın koyduğu
bir tarif var: "...onlara kız çocuğunuz doğdu diye müjde verilince, yüzleri
utançlarından simsiyah kesilir,..", "...Kızları olduğu için halktan utanıyor, o
çocuğu yaşatsınlar mı, (diri diri) gömsünler mi diye düşünüyorlardı..."
(Kur'an-ı Kerim, Nahl Suresi: 58,59.)
İslamdan önceki cahiliye dönemindeki cahiller böyle düşünüyorlardı. Şimdiki
cahiller de aynı düşüncenin tesiri altına girmekte ve ilk gecede eşiğe sabun
koymaktadırlar. Teller bağlamaktadırlar. Halının altına gelinlik koymak, kadını
karyolaya bağlamak (kocasına bağlı olsun diye) gibi insanlık ve İslam dışı bir
sürü hurafeler ve zulümler...
İslamı bilmemek, insanları böyle şaşırtıyor işte. Kimi kadına zulmeder, kimi
kendine zulmeder. Kimi çocuğa zulmeder. Kimi de hayvana zulmeder...
İlk Cinsel Birleşme Ve Sonuçları:
İlk gece ve cinsel birleşme için eşler, psikolojik ve cinsel bilgiler yönünden
hazırlanmalı, bilgilendirilmelidirler. "Aman aceleye getirme!" uyarısı, yüzde
doksan dokuz kulak ardı edilecektir. Nice zamandır hayalini kurup dört gözle
beklediğiniz bu işi gerçekleştirmek için acele etmenizden doğal bir şey olamaz.
Sizi kaygılandıran noktaları bir an önce çözümleyip geride bırakmayı istemek de
doğaldır. Kaç zamandır kafanızı kurcalayan "acaba"lara bir an önce çözüm bulmak
için sabırsızlanmaktan daha doğal bir şey de olamaz. Kısacası, ağırdan almak
konusundaki tüm uyarı ve kararlara karşın duyduğunuz kaygı, merak ve heyecan
büyük bir olasılıkla sizi evliliğin ilk cinsel birleşmesinde aceleci olmaya
itecektir.
İnsan cinsel birleşme konusunda ne kadar çok şey duymuş ya da okumuş olursa
olsun, bu olayda kendi vücudu, kendi benliği yer aldığı zaman iş tamamen
değişir.
Genç bir hemşire şöyle itirafta bulunmuş: "Evlenmeden önce çok şey bildiğimi
sanıyordum. Anatomi, fizyoloji okumuştum okulda. Doğum odasında çalışmıştım. Bir
sürü konuşma, tartışma da dinlemiştim. Ancak cinsel ilişkide bulunan kişi ben
olunca durum bambaşka oldu."
Kadının ilk cinsel birleşmeye karşı duyduğu tipik, yaygın tepki bir düş
kırıklığıdır: "Bunca lafını duyduğum şeyin olup olacağı bu muymuş?"
Kadın, ilk cinsel birleşmesinde büyük olasılıkla orgazm olmayacaktır. Erkeğin
tipik tepkisi, çok çabuk orgazm olarak erken boşalmaktır.
Gene tipik olarak, hem kadın hem de erkek büyük bir ihtimalle, kendilerinde bir
eksiklik olduğuna inanarak suçluluk duygusuna kapılacaklardır ki bu tamamen
yersizdir.
Ne var ki burada bir ayrıma parmak basmak gerek: Aynı sorunlar evlilik
ilerlediği halde düzelmiyor, sürüp gidiyorsa o zaman eşlerin cinsel yaşantısında
gerçek bir aksaklık var demektir. Yürümeye yeni başlamış bir çocuğu ele alalım.
Adımları sarsaktır, sendeler, düşer, kalkar gene sendeler, üzülür, gene dener.
Ve sonunda yürümeyi başarır. Gelgelelim aynı çocuk üç, dört yaşında hala bir
yaşındaki gibi "sendeliyorsa" durum değişir.
Yeni evlenen çiftlerin çoğunluğu birbirlerine alışmamışlardır, alışmaları
gerekir. Birbirlerinin neyi sevip sevmediklerini, vücutlarının ritmini
öğrenmeleri gerekir. İlk birleşmede eşlerin ikisinin de güvensiz olması
doğaldır. Bu güvensizliğin doğal olduğunu bilirseniz gerginliğiniz, korkularınız
azalabilir ki bu da çok önemlidir. Çünkü bir kez "Eyvah, bir bozukluk var," diye
korkuya kapıldınız mı gerçek bozuklukların baş göstereceğinden emin
olabilirsiniz.
Gerdekte genç kızın bakireliğinin sona erecek olması nedeniyle hem kendinin hem
de eşinin kaygı duymaları ve gerilim içinde olmaları da olağandır. Kadının
gerginliği çoğunlukla vajina girişindeki kasları büsbütün sıkıp büzer.
Sinirlerimiz gerilince boyun, boğaz, omuz kaslarımız sıkışmaz mı? Bu da böyle
bir sıkışmadır işte. Kimi zaman gerginliğimizi fark edebilirsek kaslarımızı
kendi kendimize, bilinçli olarak gevşetebiliriz. Kimi zaman da kaslarımıza söz
geçiremeyiz.
"İlk gece"de cinsel birleşme sırasında gelinin geleneksel olarak çektiği can
acısının başlıca nedeni vajina girişindeki kasların aşırı sıkışıp gerilmesidir.
Vajinaya giriş yapmaya çalışan erkek cinsel organı penis, bu işi
gerçekleştirebilmek için vajina girişini zorladıkça kadın can acısı duyacaktır.
İşte bu kasları kadın bilinçli olarak, bir dereceye kadar gevşetip gevşek
tutabilir. Başarılı bir ilk gece yaşamak isteyen kadınlar, evlenmeden önce bu
kasları büzüp gevşeterek alıştırma yapılmalıdır. İlk birleşmenin heyecanı
sırasında bu alıştırmaları hatırlayıp uygulayabilirlerse ilk birleşme sırasında
daha az can acısı duyacaklardır.
Kadının aşırı gerginliği önlemek için yapılabilecek olan başka bir şey de kızlık
zarı konusundaki masalları açıklığa kavuşturmaktır.
Bazı kadınlar: "Genç kızlığımda kızlık zarım duvar gibi bir zar sanır, öyle
kalın, sapasağlam bir zar ki ilk gecede zavallı kocam bunu yırtıncaya kadar akla
karayı seçecek!" zannederler.
Bazı kadınlarda, "Kızlık zarım yırtılırken büyük ıstırap çekeceğim"
zannındadırlar.
Gerçekte kızlık zarı, vajina girişini ancak kısmen kapayan, oldukça ince bir
zardır. Tümden kapalı olması imkansızdır, hiç değilse adet kanı oradan
akacaktır. Kızlık zarı aralığı kiminde çok küçük, kiminde nispeten geniş olur.
Kimi kızlık zarı oldukça kalın, kimisi ipinceciktir. Ne var ki kızlık zarı
elastik bir dokuda olduğu için zardaki aralık, kas gevşetmesi ile ya da penisin
zorlanmasıyla genişlerse, bu durum biraz kanamaya ve geçici bir ağrıya neden
olur, ama vajinanın kendisi herhangi bir zarar görmez.
Adet sırasında tampon kullanan genç kızlarda zar gevşemeye alışmıştır. Buna
rağmen genç kız, ilk birleşmede çocukluktan kalan "iyi bir kız" olma isteği
nedeniyle kendini bilinçsiz olarak gerebilir.
Biz dönelim ilk geceye. Kaslarını kontrol etmeyen kadının ilk birleşme heyecanı
sırasında iyice gerginleşmesi doğaldır. Üstelik normal olarak cinsel
heyecanlanma sırasında vajinanın iç duvarlarının sızdırdığı kayganlaştırıcı,
nemlendirici salgılar da bu gerginlik yüzünden iyice kıtlaşacaktır. Bu yüzden
kızlık zarı, normalde olduğundan çok daha kalın ve gergin duracaktır.
Bu da erkeğin girmeyi gerçekleştirebilmek için biraz güç ve baskı kullanmasını
gerektirecektir. Böyle bir durum eşlerin ikisi için de ürkütücü bir durumdur!
Kadın saldırıya uğramış gibi olurken erkek üstüne düşeni başarabilmek uğruna
sevdiği kadına ıstırap vermek zorunda kalarak dehşete kapılabilir.
Birleşmeye biraz ara vermek, konuşmak, dinlenmek, birbirinizi yüreklendirmek,
kimi durumlarda başarıyı kolaylaştırabilir. Biraz krem kullanmak da yarar
sağlayabilir.
Eşlerin ilk birleşmeler sırasında düşebilecekleri en ciddi yanılgı, herhangi bir
nedenle soğukluğa kapılıp duygusal yönden birbirlerinden uzaklaşmalarıdır. Böyle
bir tutum, kişinin kendi kendini ve karşısındakini suçlamasına yol açar.
Gerginliği artırır ve yeni başarısızlıklara yol hazırlar. Böyle bir durumda
kişinin kendi kabuğuna çekilmesi de yanlıştır. Sevgi, anlayış ve hoşgörüye her
zamandan çok ihtiyaç vardır.
Sarılmak, okşamak, sevmek. Tatlı, yüreklendirici, umutlandırıcı sözler
fısıldamak, yapılması gerekenler bunlardır. Sizin kişisel olarak yapmanız
gereken ilk ve başlıca şey de şunu hatırlamaktır. Bu ilk gece yalnızca bir
başlangıçtır ve ön sözdür, asıl öykü daha sonra gelecektir.
İlk
gece korkusu ve tedavisi
Erkekten
Kaynaklanması:
Erkeğin, özellikle ilk cinsel ilişki girişimi gerdek gecesi olacaksa,
böyle bir durum başarılı olup olamayacağı kaygısına neden olur. O güne
kadar hiçbir sertleşme sorunu olmayan erkek, bu tedirginlikle başarısızlık
korkusu (Performans anksiyetesi) yaşar ve bu heyecanla da sertleşme
sağlayamaz. Erkek o gece kendini ispatlamak zorunda bırakıldığında bu
yoğun stres altında başarısızlıklar da yaşanabilir.
Bu durum devamında da bir cinsel stres haline gelebilir. Tam da bu noktada
eşinin ve veya çevrenin olumsuz etkisi, beklentilerin karşılanmadığı
hissiyle özgüveninin de yitirmesine sebep olur ve kısır döngüye girerek,
aylar boyu sertleşme sağlayamaz.
PERFORMANS ANKSİYETESİ NEDİR?
Performans anksiyetesi, özellikle cinsel bilgi ve deneyimi yeterli olmayan
kişilerde bir kez yaşanan sertleşme güçlüğünün ardından bile ortaya
çıkabilen, sıklıkla geçici ve hafif olarak yaşanan bir durumdur. Kişi, her
seferinde yine sertleşme sağlayamayacağı ya da sağlasa bile
sürdüremeyeceği, ve eşinin tatmin olmayacağı gibi takıntılarla meşgul hale
gelir. Daha cinselliği düşünmeye başladığı anda, asıl odaklandığı konu
zevk almak ya da doyuma ulaşmak değil, ‘başarıya ulaşmak’ haline gelir.
TEDAVİ YÖNTEMLERİ NEDİR?
Bu durum psikolojik kaynaklıdır diye düşünülebilinir. Eğer o güne kadar da
erkeğin sertleşme sorunu zaten vardıysa, bu durum ise organik bir
etkendendir denebilir ve ayrıntılı tanı yöntemlerine başvurulması gerekir.
Psikolojik kaynaklı balayı impotanslarında öncelikle ağızdan alınan
ilaçlar denenir ve başarılı da olunur. İlk ilişki gerçekleştikten sonra
bir iki ilişki için de bu ilaçlardan yardım alındıktan sonra artık ilaca
gerek kalmaz. Erkek özgüvenini kazanacak ve her şey normal hale
gelecektir. Bazen ilaçlar yeterli olmazsa, penise yapılan enjeksiyonlarla
ereksiyon sağlanır. Ancak eskiden beri var olan sertleşme sorunlarında
organik yönden incelemeden sonra uygun görünen tedavi alternatiflerinden
biri uygulanabilir.
Kadından Kaynaklanması:
O güne kadar hiç ilişkide bulunmamış genç kız, ilk ilişkide canının
acıyacağı ve bir kanama olacağı korkusuyla gerdeğe girer. Bu kaygı ve
korku nedeniyle de kendisini kasmaya ve ilişkiye izin vermemeye başlar. Bu
duruma vaginismus denir ve tıpkı erkekte olduğu gibi kadında da aynı
mantıkla kısır döngüye kadar gidebilir. Eşinin böyle bir durumuyla karşı
karşıya gelen erkekte de bir süre sonra psikolojik etkiyle sertleşme
sorunu veya cinsellikten uzak durma eğilimi başlar ve hem kadının hem de
erkeğin tedavi edilmesi gereken bir sürece sebep olur.
VAJİNİSMUS NEDİR:
Cinsel ilişkiye izin vermeyecek biçimde vajen ön kısmının istemsiz
kasılmasıdır. Cinsel tedavi kliniklerine başvuranlar arasında %12-17
vajinismus tanısı konulmaktadır. Durumsal anksiyete, istemsiz adale
kasılması, seksüel uyarılmada problemler, vajinal kayganlıkla ilgili
problemler ve cinsel isteksizlik, cinsel bilgi eksiklikleri vajinismus
sebebi olabilir. Bazen sonradan enfeksiyonlar, ameliyatlar gibi fiziksel
sebeplerle gelişen ikincil vajinismus vakaları da görülebilmektedir.
Vaginismus, psikolog veya psikiyatristlerin bazen de jinekologların tedavi
etmesini gerektirebilir.
Sıklıkla görülen bir durum çiftlerin bazen bu olumsuzluğu kabullenip hiç
doktora başvurmamasıdır. ilk girişimdeki başarısızlıktan sonra her iki
çiftte genellikle sorunun geçici olduğunu ve çözüleceğini düşünür. Daha
sonraki girişimlerde de ilişki gerçekleşmeyince kadında sıkıntı, gerginlik
, kadınlığında eksiklik olduğu düşüncesi ortaya çıkmaya başlar. Erkek ise
eşi tarafından istenmediği, reddedildiği duygularına kapılmaya başlar. Bu
nedenle uzmanların önerisi en azından 1 hafta kadar bekleyip, sorunu kendi
başlarına çözemezlerse profesyonel yardım almalarıdır. |